14 Aralık 2016 Çarşamba

Z.B.H.B.

İnsan bazen elindeki taşı denize atmayı çok ister. Atmaya çokta korkar aynı zamanda. Çünkü deniz kocaman atarsa bir daha bulamaz. Şimdi bu kaybetme korkusu mu bencillik mi?

1 Aralık 2015 Salı

Smells like wet dog

 "Yazdıklarını okudum, yazdıklarımı oku."
Uzun zamandır yani çook uzun zamandır görmediğim ve anlamadığım şekilde varoş bi kahvede çay içerken başımdan geçen her şeyi tek tek anlatmak istediğim şahısları rüyamda görüyorum sık sık. Ama artık çok geç olmuştur, belki ben çok kötü bir anıya dönüşmüşümdür diye doğumgününü bile kutlayamadım. Çay yalan galiba.
Kasım da geçti ama, okursan diye: Doğumgünün kutlu olsun zerzevat adam.

11 Ağustos 2015 Salı


  Bizden olmazmış zaten. Sen senin şehrindesin, ben benimkinde. Artık ben renklilere bakar seni hatırlarım, sen esmerlere bakar beni hatırlamazsın.

24 Mayıs 2015 Pazar

Ofelia's dead

 


Yine yazıp yazıp sildiğim bir gecedeyiz. Duygularımı açığa vurmakta gün geçtikçe daha da zorlanıyorum. Temel konum asla mutlu olamamam. Yeni şeyler her zaman kötü oluyorlar bu yüzden yeniliklere açık değilim. E eskiler zaten berbat durumda... Normalde kısa mutluluklarımı dışarıdaki insanların mutluluklarına bağlarım. Mahallede top oynayan çocuklar gibi, sevdiğine kavuşmuş arkadaşım gibi, yüzü gülen yaşlı amcalar gibi.. Etrafımda mutlu olmayı en çok hakeden insanın mutsuzluğunu görüyorum bu günlerde. Sonra eskiden metroda gördüğüm ağlayan amca geliyor aklıma. Sonra sokak çocuklarını görüyorum falan. Ben böyle sert yazmazdım ama Dünya bok gibi bir yer arkadaşlar. Kendi hayatımdan ayrı, Dünya'dan ayrı tiksiniyorum. Ve ikisini de düzeltecek özel güçlere sahip değilim. Hiçbir işe yaramaz beynim var sadece. Onunla da manyak hayaller kuruyorum. Sonra o hayallere inanıyorum ama hiçbir şey daha iyi olmuyor. Ofelia gibi ölüyorum.
  Güzel şeyler birden olur bekletmez insanı diye bi söz var ya. Veya şiir. Her neyse. Ben hayatım boyunca mutlu olacağım anı bekledim. "Dur şimdi annem yemek yapıcak mutlu olucam","Bi abim askerden gelsin her şey düzelicek", "Tatil yaklaşıyo ablam gelicek ooo neler yapıcaz", "Lise kötüydü ben bi Ankara'ya gideyim öyle görün". Hayır düşününce kendimi o kadar aptal hissediyorum ki. Konu ne ablam ne abim ne de Ankara. Konu tamamen benim. Çünkü annem o akşam yemek yaptı, abim o yıl askerden geldi, ablam tatile Antalya'ya döndü ve evet ben Ankara'ya geldim. Ve ve ve yüz kaslarımda ya da mutluluk hormonlarımda bir hareketlilik yok. Abim askerden gelince de olmamıştı. Hayallerimin içine sıkıştım kaldım. Ne yeni hayaller kurabiliyorum, ne de var olanları gerçekleştiremiyorum. Ne cesaretim var ne de korkum. Sadece ben varım. O da kaçacak yer arıyor ya. Neyse.
  Bir yerlerde çok mutlu insanlar var. Onları bulun. Bana bulaşmayın. Tatlı rüyalar..

7 Mayıs 2015 Perşembe

 


Evet kendimden nefret ediyorum. Bunun sebebini her zaman istediğim hayata olan uzaklığıma bağlıyorum. Gecenin üçü ve ben kütüphanede lanet vizelerim için sabahlarken bir şeyle karşılaştım. Evet aklımın başına gelmesi için bütün ortam yukarıdaki(!) Tarafından bu gün için ayarlandı. Dışarı çıktım ve gökyüzü yine benim yerime bu sefer mayıs ayında birkaç saniyeliğine ağladı. Ne var biliyor musunuz? Ulaşmak istediğim her şeye imkansız damgası vurarak vazgeçmek benim bütün problemim. Ne ile karşılaştığıma gelecek olursak; lise yıllarımda imkansız deyipte uğruna çabalamadığım ve vaz geçtiğim bir şeyi benimle tamamen aynı şartlar altında elde etmiş birini gördüm. lütfen yanlış anlamayın bu kıskançlık değil. Sadece kendimden neden nefret ettiğimi böyle saçma bir olaylar silsilesinde anlamama ve tir tir titrememe ve nefret katsayımın artmasına sebep olduğu için kızgınım. Çok kızgınım. Şu an bir kedi olup, bir köpeğin yemi olmak istiyorum. Ve Tanrı'ya yine yıldızımı çalıp, köpeklerini üzerime saldığı için çok teşekkür ediyorum.

20 Temmuz 2014 Pazar

  Sürekli gözyaşı dökmesine kızmayın bu adamın, asiliğine, umursamazlığına, sinirine kızmayın. Bir sebebi olmadığına ağlar bazıları..


11 Temmuz 2014 Cuma

I see dead people

"Bence insan bilinci evrimde trajik bir şekilde ilerledi, çok fazla bilinçlendik. Doğa, kendinden bağımsız bir bakış açısı yarattı, bizler doğa kanunlarına göre var olmaması gereken yaratıklarız. Hepimiz bir yanılsama içindeyken, duyusal deneyimler ve hislerin gelişimi sayesinde birey olduğumuzu sanan fakat aslında bir hiç olan bireyleriz.
   Bence türümüzün yapması gereken onurlu davranış, programlanmamızı reddedip üremeyi durdurmak ve hep birlikte soyumuzu tüketerek kardeşçe bu haksızlığa son vermektir." -True Detective