3 Eylül 2013 Salı

This is the life.

 Merhabalar.

  Antalya. Her ne kadar, havasını, insanlarını sevmesem de özleyeceğim. Anılarım var burada. Zorluklarım, aşklarım, arkadaşlarım, büyüdüğüm bu ev...
 Asıl üzüldüğüm şey şu; Antalya'da kafamı çevirdiğim her yerde -belki gözlerimi dolduran, belki yüzümü gülümseten- anılarım var. Kendimi; anılarımı terk ediyormuş gibi hissediyorum. Evet anılarım hep benimle. Kafamdalar, kıyafetlerimdeler, kalemlerimdeler, defterlerimdeler ama nasıl anlatacağımı da bilemediğim bir duygu bu. Ankara benim hep hayalim olmuştur. Hayalimdi evet ama Antalya'yı da kucaklayıp yanımda götürmek istiyorum. Bitmiş arkadaşlıklarımı bile almak istiyorum yanıma.
  Çok önemli bir nokta daha var. Ailem. Her gün sohbet etmiyoruz tabii ama Onlar hep buradaydılar. İstediğim zaman sarılabileceğim annem, sınav zamanlarımda benim için geç saatlere kadar uyanık kalan babam, bunaldığımda yanına kaçabileceğim ağabeyim.. Ben çok da duygusal biri değilim aslında ama, içimde büyük bir ağlamak var.
  Eğer bir şansım daha olsaydı, o iğrenç okulumda, iğrenç arkadaşlarımla, iğrenç anılarımı bir daha yaşamak isterdim. Yaşarken lanet ettiğim o bütün güzel anıları tekrarlamak isterdim. Tekrar ağlamak, tekrar gülmek, tekrar düşmek, tekrar kalkmak.. Söylediğim gibi Antalya'yı pek sevmem ama üniversite hayatlarına burada devam edecek arkadaşlarımı kıskanmaya başladım. Neyse yapacak bir şeyim de yok artık. Kalan yaşamımı valizlerime doldurup; yepyeni hayatıma başlayacağım. Gelecek yayınlarımda görüşmek üzere...