Farklı olmak istiyorum derken; farklı olmak isteyen diğer herkesten farklı olmaktan bahsediyorum...
28 Nisan 2012 Cumartesi
Ütopyamda bir misafirim vardı geçen günlerde. İlkti. Birlikte bir fidan dikmiştik. Ona sadece "toprağı at" dedim. "Gerisini ben hallederim." Ufaklık biraz beceriksiz çıktı. Toprağını benim kaktüsüme atmış. Temizleyeyim dedim. E doğal olarak elime battı. Sinirlendim. Çok bağırdım, çok tepindim...
Sonra onu kuyuma götürdüm. Uzun bir yolculuktan sonra mavi kuşumun yanındaydık. Oturduk onu izledik. "Sonu iyi bitecek, biliyorum." dedi. Kuşumu izlemeye devam ettik. Sonra uyumuşuz. Uyandığımızda ay doğmuştu. Sonra O'nu dışarı çıkardım.
Bir daha gelir mi bilmiyorum. Eğer gelirse fidanı dikmiş olacağım. Gelmezse de dikip, dikmediğimi bilemeyecek değil mi? E o da mavi kuşumla benim küçük sırrımız olacak.
- Gece gece uyku tutmadı. kayıttaki yanlıştır belki bilmiyorum. Her neyse saat: 03:10
- Alışılmışın dışında bir şekilde hunharca duygularımı ve yaşadıklarımı yazacağım.
- Çevremdekileri tek tek kaybediyorum. Üzülüyor muyum? Hayır. Çünkü kaybettiğim kadarını kazanıyorum. En azından vicdanen rahatım. Kimseye kendimden fazla güvenmemeye karar verdim. Ha biri var o ayrı. O'na herkesten çok güvenirim.
İnsanlar nasıl davranacağını bir öğrense her şey çok güzel olacak ama. Bilmemek ayıp değil öğrenmemek ayıp. "İşte o öğrenmeme ayıbını yapıyorlar." demişti birileri. Aslında o bir kişi için söylemişti ama ben çok kişiye ithaf edebilirim bu sözü. İyi demiş birileri.
Bir şeyler bildiklerini düşünüyor çoğu insan. Neden hiçbir şey bilmediklerini kabul etmiyorlar. Ya da bu bir ihtimalse onlar için, neden hiç bu ihtimali düşünmüyorlar. Beni çok sinirlendiriyor onlar. Ve sinirlenmek benim bünyeme pek iyi gelmiyor doğrusu... Mesela biri var: Kendini çok yetkili sanıyor. Biri var: Çok bilgili, Biri var: Çok zeki... Bu "çok" sıfatını kim koyuyorsa; bende isterim arkadaş. Kafama göre iyi sıfatlarımın önüne "çok" koyayım ben de. Çok önemsendiklerini de sanıyorlar. Bilenler için söylüyorum: Sinirsel sorunlarım sizi değerli yapmaz! Ha sizin sinirsel sorunlarınız da -ki var mı bilmiyorum- sizi haklı yapmaz. Benimkilerin beni haklı yapmadığı gibi. Eski insanlar şöyle inanırmış: "Thor başka tanrılarla tartışır, sinirlenirmiş. Sonra çekicini yere vururmuş. Bu yüzden şimşek çakar, yıldırım düşermiş.". Acaba Thor bilir miymiş, küçük çocuklar ve kendini küçük hissedenler bu tür hava olaylarından korkarmış? Bilse sanki bi b*k değişecek ha. Thor o çekici aksesuar olsun diye almadı eline. Zaten neymiş: "Bıçakla tehdit edeceksen biraz kesmen gerek."miş. Thor o tehdit kısmında. Bence yani.
Sanki biraz hazırlık ve dikkatle çözülemeyecek bir cinayet işleyebilirim. Neyse.
Beyinmiş. Hah. Olmazsa olmazmış. Yok ama oluyor bazıları. Onları ne yapacağız? Bilirim bilirim. Ya önlerine lego koyacağız oynayacaklar, ya da lego diyeceğiz oynadıklarını sanacaklar. İkinci seçenek şu kendini zeki sananlar işte. Bilmem anlatabildim mi?
Bu arada dün abimi gördüm. Uyuma taklidi yaparken geldi öptü. Ablam da aramıştı yakınlarda. Duydum sesini. Sonra bilinçaltıma emir verdim. Rüyamda gördüm hepsini. Birlikteyken.
-Basit şeylere değer yüklenebileceğini öğrettiğin için,
-Bir şey elde etmek için tek ihtiyacımın kendim olduğunu öğrettiğin için,
-Hayallerimi dinlediğin için,
-Gerçekleştirmem için cesaret verdiğin için,
-Her ihtiyacım olduğunda yanımda olduğun için,
-Bana gerçekten değer verdiğin için,
-Mutlu olmanın önemini anlattığın için,
-Yanımda olmanın şartı olmadığı için,
-Güvenimi hiç kırmadığın için.
Bugün benim için çok değerli bir insanı kendi rızamla kaybettim.
Akla gelecek ilk soru: Neden? Daha değerli bir insan vardı -Halk arasında: Bambılbi- Pişman mıyım? Bilmiyorum en iyisi bu konuyu kapatayım.
Diğer bir konuya gelelim. Önceki yazımdaki "Tanrı" bildiğimiz Tanrı değil. Manevi bir şey. Hiç bulaşmayalım.
İnsanlar neden yalan söylerler anlamıyorum. Bunu yaparak neyi düzelttiklerini de. Bugün verdiğim bir karardır: "Yalan söyleyenlerden nefret ediyorum ve artık yalan söylemeyeceğim." Sırf yalan söyledikleri ve bunu çok iyi yaptıkları için bütün gün hatta bütün hafta düşündüğüm insanlar oldu. Ya artık dürüstler ya da gerçekten iyi yalan söylüyorlar.
Annem -ders çalışmadığım için- hayatımı kendi ellerimle kararttığımı düşünüyor. Yapım gereği annem söyledi diye ders çalışmam ama annem üzüldüğü için sınıf birincisi bile olabilirim. O melek üzülürse delirebilirim. Derslerimin düşmesinin diğer bir sebebi de kopya çekemiyor olmam. Sınıfımdan kimseyle konuşmuyorum. Cidden hiç arkadaşım yok. E en arkada tek başına oturan biri n'apsın? Neyse artık kopyaya ihtiyacım kalmayacak. Sohbete de. Biliyorum hepimizin insanlara ihtiyacı var ama.. Olmamasına gayret edeceğim. Ha dışarıdan insan gibi görünen ama aslında melek olan çok varlık var çevremde. Hepsine çok teşekkür ederim. Beni kendime getirdikleri için, benim hatalarımı affettikleri için, bana değer verdikleri için, bana katlandıkları için, yanımda oldukları için...
Bu arada ablama çok kızgınım. Aslında ablama değil, hayat şartlarına çok kızgınım. Ablamı bana vermiyor. Tamam ablamla sorun yaşıyor olabilirim ama bu onsuz yaşamak zorunda olduğum anlamına gelmez. Ben ablamı istiyorum. Bir şey anlatacağımdan değil. Sesini duysam yetecek sanki. Suratına baksam.. Hal hatır sorsam. Özledim ben ablamı. Küçükken hiç tahmin etmediğim bir olayı yaşıyorum şu anda. Ablamı görmeliyim. Aramak istemiyorum evet. Keşke yanımda olsa da hiç bahanemiz olmadan tartışsak yine. Ya da ağabeyimi de ablamı da bir arada görsem yine. Keşke yine evin küçük çocuğu olsam.
"Küçük çocuk olmak" için çok büyüdüğümü düşünüyor olabilirsiniz. Ablam bana yine "kız kardeşimin gelinliği" dese, ağabeyim: "nabıyon lan sepet" dese, annem yemek için oyundan kaldırsa, babam da hunharca başımı okşasa ben yine "küçük çocuk" olurum. Bir araya geldiğimizde olurum zaten. Hayırlısı. Bazı insanları üst üste koyup, yakmak istiyorum ama birileri bana onları sevebileceğimi söyledi. Yapacağım da.
Sanırım bu emekleyen bir kurbağa. Hem de kırmızı gözlü ağaç kurbağası.
Anlamını hiç bilmiyorum ama hastasıyım. Dinlenilesi. Yazarken bunu dinliyordum.