22 Kasım 2012 Perşembe

Nameless.

 Hani biri sorar ya: "nasııl gidiyor?" sen de cevap verirsin; "berbat gidiyor.". Hayatının berbat gitmesine sebep olan şey tam olarak nedir? Ha o biri tekrar sorar "neden?". Sen gerçekten kötüysen "boşver." gibi bir cevap verirsin. Bir çözüm olduğuna inanırsan da açıklamaya başlarsın. Şimdi "boşver" diyen arkadaş mı daha kötü durumdadır yoksa açıklama yapan arkadaş mı?

 Diyelim ki hatyatın gerçekten berbat gidiyor ve birinin buna çözüm bulacağına inanmıyorsun. Ne yapacaksın? Açıkcası benim aklıma gelen ilk şey kaçmak olur. Hem fiilen, hem de zihnen. Öyle bir anda ya çok gülerim, ya da çok ağlarım. Sonrasında hayatımın berbat gitmesine sebep olan şeyi tamamen unutmuş gibi davranırım. Hani derler ya; yağmurlu bir günde sıcak bir kahveyle kendine gelirsin diye. İşte "kendine gelme" kısmı biraz sıkıntı oluyor bende. Kendime gelince o kaçtığım şeyi tekrar günyüzüne çıkarırım -tabiri caizse-.Şimdi böyle bir durum içindeysem mantıken yağmura kaptırmam doğru olmaz. Film falan izlemem, kafamı tamamen dağıtmam lazım. Dikkati şu kelimeye çekmek istiyorum; "mantıken." Ya mantıklı bir insan değilsen ya da böyle durumlarda mantıklı olamıyorsan.. (bkz:Ben.)  E o zaman Fuck'tın demek oluyor. O yüzden kaçmak her zaman çözüm olmuyor sonucuna varıyoruz. Peki hiç kaçmamayı düşünmediysen? Daha düzgün şekilde ifade edeyim; hiç kaçmadıysan? Canını sıkan konuların ne olduğunu bile hatırlamayabilirsin. Bir anda karşına çıkarsa da ağır tepkiler verirsin. Peki bu ne kadar kötü sonuçlar doğurur ve ne kadar ağır tepkilerden bahsediyoruz? -İşte bu. Sıfır noktası.-

 Başa dönelim. Canını gerçekten çok sıkan bir olayla karşılaştın bunu yaşar yaşamaz paylaştın bir dostunla(!). Canını sıkan şey karşına çıkarsa arkadaşının tepkisi belli olacaktır. "Ne yapacaksın şimdi?" Ne bileyim kardeş ben!!!!... Ya da canını sıkan şey çıkmadı karşına. Akşamları öyle kendi kendine tribe giriyon ama moralini bozacak bir şey yok ortada. -henüz-. Ertesi gün okula, işe ya da o dost her neredeyse gittin. Sana hatırlatacak bişeyler sordu\söyledi. Ya o arkadaşı ateşe atmayacan da ne yapacan!

 -N- "Zaman aralığını yeterince uzun tutarsanız herkes için hayatta kalma şansı sıfıra düşer."

18 Kasım 2012 Pazar

-N-

  Merhaba kel, neonazi, yakışıklı Edward.
  Seri katil merakım olduğunu kabul ediyorum ama Hitler merakımın bundan kaynaklanmadığından eminim. Çünkü bana kalırsa; Hitler seri katil değil. Adam mı öldürdü? Ona katil diyorsanız eyvallah. (artık kimseyle bu konuda tartışmak istemiyorum.)

 Çok soğukkanlı katiller olduğunu duydum. Tanışmak isterdim. Çünkü söylenenin aksine onların soğukkanlı olduklarını düşünmüyorum. (Cümle devrik oldu sanırım. Herneyse...) Hatta onların diğer insanlardan çok daha sıcakkanlı olduklarını, çevresindekiler yüzünden o hale geldiklerine inanıyorum. Yani siz hiç düşünmedinizmi birilerini öldürmeyi? Hiç mi geçmedi aklınızdan. Öldüremezsiniz ama. Çünkü hapse giremeyecek kadar değerli hayatlarınızı televizyon karşısında geçirmelisiniz. Neyse. Kimsenin hayatı beni ilgilendirmez ki ilgilendirse de yapabileceğim pek bir şey yok. Tolstoy: "insanın intihar edeni makbuldur" gibi bir şey demiş. Tabii o daha şiirsel söylemiş benimki biraz sıkıntılı oldu.
 Tarantino (bilmeyenler için: Kill Bill vol1/2, Pulp Fiction, Reservoir Dogs yönetmeni) aşırı şiddeti gayet legalmiş gibi -ki bence legal- perdeye yansıtabilen tanıdığım 2. yönetmen. (1. Standley Kubrick, Clockwork Oraange ile..) Kendisi sinemadaki şiddetin bir dans sahnesiyle aynı şey olduğunu savunuyor. "Filmlerdeki dans sahnelerini sevmeyebilirsiniz, bu onları yasaklamanızı gerektirmez" açıklamasını yapan idolüm bir de; filmlerdeki şiddetin hiçbir şekilde cinayet vb. suçlara itmeyeceğini açıklamıştı. Tabii ben burda açıklayamıyorum affedin. Buradan nereye bağlayacağımı söyleyeyim: Tarantino iyidir yani. İzleyin. Hatta -ekrandaki- şiddete biraz olsun merakı olanlar kesinlikle izlesin. Otomatik portakal(clockwork orrange)ı da izlesin. Konudan konuya atlıyorum ama neyse artık.
 Şimdi sonsuzluk çok değişik bir kavram. Yani sonsuz olan bir şey yok yaşadığımız dünyada. Tamam sayılar falan var evren var da(sözde) onları şeyetmiyorum ben. Neyse işte. Hani cennet sonsuzmuş ya. Kulağa sonsuzluk çok sıkıcı gelmiyor mu? Yani ne bileyim. Tamam çok hoş. İstediğin her şey olacakmış falan da. SONSUZ ya. Yaşlanmıyorsun bile. Neyse şimdi iyice dine girmeyelim.
 Ya ben şimdi hem Figh Club okumuş/izlemiş hem de sınava (YGS LYS falan) hazırlanan biri olarak gelecekte ne olacağımı çok merak ediyorum. Meslekten bahsetmiyorum burada. Neyse.
 Ya benim çok şey yapasım var when i grew up. (google translate gibi oldu cümle -N-) Senaryo yazmak, yazdığım senaryoyu yönetmek, bir tiyatro oyununda oynamak, roman yazmak ve takipçilerimin çok iyi bildiği gibi hiç beton olmayan bi'yere gitmek... Bunları ne ara yaparım hiç bilmiyorum ama yapacağım ya. Hatta bana eşlik edecek birilerini de buldum sanırım. Bu arada şu an çok duygulandım. Yukarıda paylaştığım şarkıyı biliyorum baya önceden. Bu yazıyı yazarken hatırladım. Bana Olafur arşivini veren insan; Seni çok seviyorum!! Bu şarkıyı da nerden bildiğimi hatırlamıyorum. İlginç. -N- Olmayan konumuza dönelim.
 Yazı yazmayla ilgili sorunlarım var evet ama aşmaya karar verdim. Hatta yarın gideceğim ve kendime günlük alacağım. Bu kararı da şu an aldım. Başka ne karar aldım biliyor musunuz? Şimdi yazımı bitirip ders çalışacağım. Aslında daha otururdum ama ders çalışacağıma dair bir söz verdim çok yakın bir arkadaşıma. Sözümü tutayım değil mi ama?
-Hiç bırakasım yok ama; hoşcakalın aşırı azınlıktaki okuyucularım...

15 Kasım 2012 Perşembe

People stealing...

-Merhabalar.

-Bazen şizofren olduğumu düşünüyorum belki yazmışımdır daha önce ama; belki de yaşadığım herşey hayaldir. Ben bi hücrede yaşıyorumdur. Olamaz mı yani??
-Mutluluk geçiciyse mutsuzlukta geçicidir. Ben bunu bilir bunu söylerim.
-Ya ben blog yazamadığımı fark ettim. Yok arkadaş yazamıyorum. Şekil-A'da göründüğü gibi saçmalıyorum işte. Yazasım da var ama yazamıyorum. Nedenini de merak ediyorum işte. Elden ne gelir?? Ayrıca şöyle bir problemim de var; 1 haftadır sinirlenmiyorum ben ya. Sinirlenemiyorum. Sakinliğin nirvanasındayım hatta. Bilmeyenler için söyleyeyim: "o koltuk neden orada" diye aşırı sinirlenme potansiyeli olan bir insanım. Hatta geçen arkadaşlar arasında sorun çıktı ve ben ilk defa ortalığı kızıştıran taraf olmadım. İlginç ya...
-Son olarak; Herkes'den nefret etmek biraz acımasızca olur bence...