Diyelim ki hatyatın gerçekten berbat gidiyor ve birinin buna çözüm bulacağına inanmıyorsun. Ne yapacaksın? Açıkcası benim aklıma gelen ilk şey kaçmak olur. Hem fiilen, hem de zihnen. Öyle bir anda ya çok gülerim, ya da çok ağlarım. Sonrasında hayatımın berbat gitmesine sebep olan şeyi tamamen unutmuş gibi davranırım. Hani derler ya; yağmurlu bir günde sıcak bir kahveyle kendine gelirsin diye. İşte "kendine gelme" kısmı biraz sıkıntı oluyor bende. Kendime gelince o kaçtığım şeyi tekrar günyüzüne çıkarırım -tabiri caizse-.Şimdi böyle bir durum içindeysem mantıken yağmura kaptırmam doğru olmaz. Film falan izlemem, kafamı tamamen dağıtmam lazım. Dikkati şu kelimeye çekmek istiyorum; "mantıken." Ya mantıklı bir insan değilsen ya da böyle durumlarda mantıklı olamıyorsan.. (bkz:Ben.) E o zaman Fuck'tın demek oluyor. O yüzden kaçmak her zaman çözüm olmuyor sonucuna varıyoruz. Peki hiç kaçmamayı düşünmediysen? Daha düzgün şekilde ifade edeyim; hiç kaçmadıysan? Canını sıkan konuların ne olduğunu bile hatırlamayabilirsin. Bir anda karşına çıkarsa da ağır tepkiler verirsin. Peki bu ne kadar kötü sonuçlar doğurur ve ne kadar ağır tepkilerden bahsediyoruz? -İşte bu. Sıfır noktası.-
Başa dönelim. Canını gerçekten çok sıkan bir olayla karşılaştın bunu yaşar yaşamaz paylaştın bir dostunla(!). Canını sıkan şey karşına çıkarsa arkadaşının tepkisi belli olacaktır. "Ne yapacaksın şimdi?" Ne bileyim kardeş ben!!!!... Ya da canını sıkan şey çıkmadı karşına. Akşamları öyle kendi kendine tribe giriyon ama moralini bozacak bir şey yok ortada. -henüz-. Ertesi gün okula, işe ya da o dost her neredeyse gittin. Sana hatırlatacak bişeyler sordu\söyledi. Ya o arkadaşı ateşe atmayacan da ne yapacan!
-N- "Zaman aralığını yeterince uzun tutarsanız herkes için hayatta kalma şansı sıfıra düşer."


