Seri katil merakım olduğunu kabul ediyorum ama Hitler merakımın bundan kaynaklanmadığından eminim. Çünkü bana kalırsa; Hitler seri katil değil. Adam mı öldürdü? Ona katil diyorsanız eyvallah. (artık kimseyle bu konuda tartışmak istemiyorum.)
Çok soğukkanlı katiller olduğunu duydum. Tanışmak isterdim. Çünkü söylenenin aksine onların soğukkanlı olduklarını düşünmüyorum. (Cümle devrik oldu sanırım. Herneyse...) Hatta onların diğer insanlardan çok daha sıcakkanlı olduklarını, çevresindekiler yüzünden o hale geldiklerine inanıyorum. Yani siz hiç düşünmedinizmi birilerini öldürmeyi? Hiç mi geçmedi aklınızdan. Öldüremezsiniz ama. Çünkü hapse giremeyecek kadar değerli hayatlarınızı televizyon karşısında geçirmelisiniz. Neyse. Kimsenin hayatı beni ilgilendirmez ki ilgilendirse de yapabileceğim pek bir şey yok. Tolstoy: "insanın intihar edeni makbuldur" gibi bir şey demiş. Tabii o daha şiirsel söylemiş benimki biraz sıkıntılı oldu.
Tarantino (bilmeyenler için: Kill Bill vol1/2, Pulp Fiction, Reservoir Dogs yönetmeni) aşırı şiddeti gayet legalmiş gibi -ki bence legal- perdeye yansıtabilen tanıdığım 2. yönetmen. (1. Standley Kubrick, Clockwork Oraange ile..) Kendisi sinemadaki şiddetin bir dans sahnesiyle aynı şey olduğunu savunuyor. "Filmlerdeki dans sahnelerini sevmeyebilirsiniz, bu onları yasaklamanızı gerektirmez" açıklamasını yapan idolüm bir de; filmlerdeki şiddetin hiçbir şekilde cinayet vb. suçlara itmeyeceğini açıklamıştı. Tabii ben burda açıklayamıyorum affedin. Buradan nereye bağlayacağımı söyleyeyim: Tarantino iyidir yani. İzleyin. Hatta -ekrandaki- şiddete biraz olsun merakı olanlar kesinlikle izlesin. Otomatik portakal(clockwork orrange)ı da izlesin. Konudan konuya atlıyorum ama neyse artık.
Şimdi sonsuzluk çok değişik bir kavram. Yani sonsuz olan bir şey yok yaşadığımız dünyada. Tamam sayılar falan var evren var da(sözde) onları şeyetmiyorum ben. Neyse işte. Hani cennet sonsuzmuş ya. Kulağa sonsuzluk çok sıkıcı gelmiyor mu? Yani ne bileyim. Tamam çok hoş. İstediğin her şey olacakmış falan da. SONSUZ ya. Yaşlanmıyorsun bile. Neyse şimdi iyice dine girmeyelim.
Ya ben şimdi hem Figh Club okumuş/izlemiş hem de sınava (YGS LYS falan) hazırlanan biri olarak gelecekte ne olacağımı çok merak ediyorum. Meslekten bahsetmiyorum burada. Neyse.
Ya benim çok şey yapasım var when i grew up. (google translate gibi oldu cümle -N-) Senaryo yazmak, yazdığım senaryoyu yönetmek, bir tiyatro oyununda oynamak, roman yazmak ve takipçilerimin çok iyi bildiği gibi hiç beton olmayan bi'yere gitmek... Bunları ne ara yaparım hiç bilmiyorum ama yapacağım ya. Hatta bana eşlik edecek birilerini de buldum sanırım. Bu arada şu an çok duygulandım. Yukarıda paylaştığım şarkıyı biliyorum baya önceden. Bu yazıyı yazarken hatırladım. Bana Olafur arşivini veren insan; Seni çok seviyorum!! Bu şarkıyı da nerden bildiğimi hatırlamıyorum. İlginç. -N- Olmayan konumuza dönelim.
Yazı yazmayla ilgili sorunlarım var evet ama aşmaya karar verdim. Hatta yarın gideceğim ve kendime günlük alacağım. Bu kararı da şu an aldım. Başka ne karar aldım biliyor musunuz? Şimdi yazımı bitirip ders çalışacağım. Aslında daha otururdum ama ders çalışacağıma dair bir söz verdim çok yakın bir arkadaşıma. Sözümü tutayım değil mi ama?
-Hiç bırakasım yok ama; hoşcakalın aşırı azınlıktaki okuyucularım...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder